CBAM — AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve Türk İhracatçısına Etkisi
SKDM (CBAM) nedir ve neden getirildi?
Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (İngilizce kısaltmasıyla CBAM, Türkçe resmî terimiyle SKDM), Avrupa Birliği’ne ithal edilen belirli karbon-yoğun ürünlere, üretimleri sırasında ortaya çıkan sera gazı emisyonları üzerinden bir karbon fiyatı uygulayan düzenlemedir. Hukuki dayanağı, 10 Mayıs 2023 tarihli (AB) 2023/956 sayılı Tüzük’tür. Amacı, AB içindeki üreticilerin AB Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) kapsamında ödediği karbon bedelini, AB dışından gelen benzer ürünler için de sınırda eşitlemektir.
Mekanizmanın arkasındaki temel gerekçe ‘karbon kaçağı’dır. AB iklim politikasını sıkılaştırıp ETS kapsamındaki ücretsiz tahsisatları kademeli olarak kaldırırken, üretimin daha gevşek iklim kurallarına sahip ülkelere kayma riski doğar. SKDM, ithal ürün ile AB’de üretilen ürün arasındaki karbon maliyeti farkını kapatarak bu riski dengelemeyi hedefler.
Bu yönüyle SKDM klasik anlamda bir gümrük vergisi değil, iç piyasadaki karbon fiyatının sınırdaki yansımasıdır. Kısaca: AB içinde ETS ne yapıyorsa, sınırda da SKDM onun karşılığını kurmaya çalışır.
Kimler etkilenir? Kapsanan sektörler ve ürünler
SKDM şu an altı karbon-yoğun sektörü kapsıyor. Kapsam, ürünlerin GTİP/CN kodlarıyla Tüzük’ün ekinde tek tek tanımlanır; yalnızca ham ürünler değil, bazı ara ürünler ve alt ürünler (örneğin belirli demir-çelik bağlantı elemanları) de listede yer alır.
Burada kritik bir ayrım vardır: yasal yükümlülük, AB’deki ithalatçıya (yetkili SKDM beyan sahibine) aittir; ihracatçı Türk üreticiye doğrudan değil. Ancak yük fiilen tedarik zincirine yansır. Çünkü AB’li ithalatçı, ürünün doğrulanmış gömülü emisyon verisini üreticiden talep etmek zorundadır. Türk üretici bu veriyi sağlayamazsa, ithalatçı genellikle daha yüksek olan varsayılan (default) değerleri kullanır ve maliyet artar.
- Demir-çelik
- Alüminyum
- Çimento
- Gübre
- Elektrik
- Hidrojen
- Bunların Ek I’de GTİP/CN koduyla tanımlı bazı ara ve alt ürünleri (Not: AB Komisyonu Aralık 2025’te kapsamı bazı ‘downstream’ ürünlere genişletmeyi önerdi; bu henüz bir öneri aşamasındadır.)
Temel yükümlülükler ve 2025 sadeleştirmesi (Omnibus)
Geçiş döneminde (1 Ekim 2023 – 31 Aralık 2025) yalnızca raporlama yükümlülüğü vardı: AB’li ithalatçılar üç ayda bir gömülü emisyonları ve menşede ödenen karbon fiyatını raporluyor, herhangi bir ödeme yapmıyordu. 1 Ocak 2026’da başlayan kesin (uyum) döneminde ise tablo değişti: ithalatçının yetkili beyan sahibi statüsüne sahip olması, yıllık olarak doğrulanmış gömülü emisyonu beyan etmesi ve bu emisyonlara karşılık SKDM sertifikası teslim etmesi gerekiyor.
Kesin döneme geçişten kısa süre önce yürürlüğe giren sadeleştirme (Omnibus) düzenlemesi — (AB) 2025/2083 sayılı Tüzük; 8 Ekim 2025’te kabul edildi, 20 Ekim 2025’te yürürlüğe girdi — bazı önemli kolaylıklar getirdi. Bu değişiklikler, özellikle küçük ithalatçıların yükünü hafifletirken emisyonların büyük bölümünü kapsam içinde tutuyor.
Sertifikaların fiyatı AB ETS tahsisat fiyatına endekslidir; 2027’de teslim edilecek 2026 yılı sertifikaları, 2026 ETS ortalama fiyatı üzerinden değerlenecektir.
- Yeni kütle-bazlı muafiyet eşiği: yıllık toplam ithalatı 50 tonu aşmayan ithalatçılar yükümlülükten muaf (eski 150 avro/sevkiyat eşiğinin yerine). Komisyon’a göre bu, ithalatçıların ~%90’ını muaf tutarken emisyonların ~%99’unu kapsamda bırakıyor. Elektrik ve hidrojen bu eşiğin dışındadır.
- Sertifika satışları 1 Ocak 2026’dan 1 Şubat 2027’ye ertelendi; 2026 emisyonları için sertifikalar 2027’de alınıp teslim edilecek.
- Yıllık SKDM beyanının son tarihi 31 Mayıs’tan 30 Eylül’e taşındı.
- Yetkilendirme, varsayılan değerler ve doğrulama süreçlerinde çeşitli idari sadeleştirmeler.
Önemli tarihler
SKDM takvimi, 2025 sadeleştirmesiyle (Omnibus) bir miktar rahatlasa da yön aynı kaldı: raporlamadan finansal yükümlülüğe geçiş. İhracatçıların odaklanması gereken kilometre taşları şunlardır:
- 1 Ekim 2023 – 31 Aralık 2025: Geçiş dönemi — üç ayda bir raporlama, ödeme yok.
- 1 Ocak 2026: Kesin/uyum dönemi başladı — yetkili beyan sahipliği ve doğrulanmış emisyon zorunluluğu.
- 31 Mart 2026: Kesin döneme geçiş kolaylığı çerçevesinde yetkili beyan sahibi başvurusu için öngörülen pratik son tarih (kesin usul ve süreleri yetkili otorite/SKDM Kayıt sistemi üzerinden teyit edin).
- 1 Şubat 2027: SKDM sertifikası satışları başlıyor (2026 emisyonları için).
- 30 Eylül 2027: 2026 ithalatına ilişkin ilk yıllık SKDM beyanı ve sertifika tesliminin son tarihi.
- 2026–2034: SKDM faktörü %2,5’ten kademeli olarak %100’e yükselir; aynı hızla AB ETS ücretsiz tahsisatları sıfırlanır.
Türk üreticileri için ne anlama geliyor?
AB, Türkiye’nin demir-çelik, alüminyum ve çimento ihracatında başlıca pazarlardan biridir; bu nedenle Türkiye, SKDM’den en fazla etkilenecek ticaret ortakları arasında yer alır. Etkinin büyüklüğü sektöre, ürünün karbon yoğunluğuna ve zamanla artan SKDM faktörüne bağlı olarak değişecektir. Yükümlü taraf yasal olarak AB’li ithalatçı olsa da, rekabet gücü doğrudan üreticinin sunabildiği veri kalitesine bağlıdır.
En kritik hazırlık, tesis (kuruluş) bazında güvenilir ve doğrulanabilir gömülü emisyon verisi üretebilmektir. Bu veri yoksa ithalatçı varsayılan değerleri uygular ve bu değerler çoğunlukla gerçek performanstan daha yüksektir; yani daha fazla maliyet demektir. Bu nedenle SKDM, bir maliyet baskısı olduğu kadar, düşük karbonlu üretimi belgeleyebilen üreticiler için bir farklılaşma fırsatıdır.
- Kuruluş bazında karbon ayak izi / gömülü emisyon hesaplama kapasitesi kurun (uygun izleme yöntemleri, ISO 14064 / ISO 14067 gibi çerçeveler).
- Enerji ve üretim verilerini izlenebilir biçimde kayıt altına alın; tesis ve sistem sınırlarını netleştirin.
- AB’li alıcılarla veri paylaşımını standartlaştırın; sözleşmelere SKDM maliyet paylaşımı ve veri sağlama maddeleri ekleyin.
- Türkiye’de ödenen karbon fiyatını belgeleyin: menşe ülkede fiilen ödenen ve belgelenen karbon bedeli SKDM yükümlülüğünden mahsup edilebilir. Türkiye’nin 7552 sayılı İklim Kanunu (2 Temmuz 2025; RG 9 Temmuz 2025) ile kurulan ulusal ETS’si işler ve AB tarafından tanınır hale geldikçe bu mahsup önem kazanacaktır.
Geçiş dönemi ile kesin dönem: temel farklar
İki dönem arasındaki farkı özetlemek, hangi yükümlülüğün ne zaman devreye girdiğini anlamak için yararlıdır:
- Raporlama sıklığı: Geçiş döneminde üç ayda bir; kesin dönemde yılda bir kapsamlı beyan.
- Finansal yükümlülük: Geçiş döneminde yok; kesin dönemde emisyona karşılık sertifika teslimi (maliyet).
- Doğrulama: Geçiş döneminde zorunlu bağımsız doğrulama yoktu; kesin dönemde doğrulanmış emisyon verisi esas.
- Statü: Kesin dönemde ithalat için ‘yetkili SKDM beyan sahibi’ olma şartı (eşik üstü).
Sık Sorulan Sorular
SKDM yükümlülüğü Türk ihracatçısına mı, AB ithalatçısına mı aittir?
Yasal yükümlü, AB’deki yetkili SKDM beyan sahibidir (ithalatçı). Ancak ithalatçı, ürünün doğrulanmış gömülü emisyon verisini üreticiden talep etmek zorundadır. Veri sağlanmazsa daha yüksek varsayılan değerler uygulanır ve maliyet artar; dolayısıyla yük fiilen tedarik zincirine, yani Türk üreticiye yansır.
Hangi ürünler SKDM kapsamındadır?
Demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen ile bunların Tüzük’ün Ek I’inde GTİP/CN koduyla tanımlı bazı ara ve alt ürünleri. Ürününüzün kapsamda olup olmadığını mutlaka güncel Ek I listesindeki CN kodundan doğrulayın.
50 ton muafiyeti tam olarak ne anlama geliyor?
2025 sadeleştirmesiyle, bir ithalatçının yıllık toplam SKDM ürünü ithalatı 50 tonu aşmıyorsa yükümlülükten muaf tutulur (eski 150 avro/sevkiyat eşiğinin yerine geçti). Elektrik ve hidrojen bu eşiğin dışındadır. Bu muafiyet çoğu küçük ithalatçıyı kapsam dışı bırakır; büyük hacimli çelik ve alüminyum ihracatı etkilenmeye devam eder.
Sertifikalar ne zaman alınacak ve fiyatı nasıl belirlenir?
Sertifika satışları 1 Şubat 2027’de başlıyor. 2026 yılı emisyonları için sertifikalar 2027’de alınıp teslim edilecek. Fiyat AB ETS tahsisat fiyatına endekslidir; 2026 sertifikaları 2026 ETS ortalama fiyatı üzerinden değerlenir.
Türkiye’de ödenen karbon bedeli SKDM’den düşülür mü?
Evet. Menşe ülkede fiilen ödenen ve belgelenen karbon fiyatı, SKDM yükümlülüğünden mahsup edilebilir. Türkiye’nin 7552 sayılı İklim Kanunu ile kurulan ulusal Emisyon Ticaret Sistemi işler ve AB tarafından tanınır hale geldikçe bu mahsup ihracatçılar için giderek önem kazanacaktır.
Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve bir uygunluk/danışmanlık hizmeti taahhüdü içermez. Sorularınız için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
